1.
Tansiyon yüksekliği olan bütün hastalara yaşam tarzı ile ilgili değişiklikler önerilmektedir.
Kişi sağlıklı olduğu kiloyu bilmeli ve o kiloda kalmalıdır. Vücut kütle indeksiniz (vücut ağırlığı/boy2) 25 kg/m2’nin üzerinde ise kilo vermeniz gerekir (Vücut kütle indeksi, kilogram cinsinden vücut ağırlığının, metre cinsinden boyun karesine bölünmesi ile hesaplanır).
Tuz tüketimi kısıtlanmalıdır.
Alkol tüketiminden kaçınılmalıdır.
Meyve ve sebze tüketimi artırılmalı, doymuş ve total yağ tüketimi azaltılmalıdır.
İlaçlar düzenli alınmalıdır.
Sigaradan kullanımına son verilmelidir.
Düzenli fiziksel aktivite ve egzersiz yapılmalıdır.
Sadece yaşam tarzı önlemleriyle takip edilen hiper-tansif hastalarda uzun dönemde uyum düşük olduğundan, bu hastalar da zamanla ilaç tedavisine başlamak gerekebilir.
Hipertansiyon tedavisinde kullanılan ilaç grupları ve ilaç tedavisi
Hipertansiyon tedavi kılavuzları, sistolik kan basıncı 140 mm Hg’nın ve/veya diyastolik kan basıncı 90 mm Hg’nın üzerinde değerlerde tedavi önermektedir. Kılavuzlarda Antihipertansif ilaç tedavisinin faydasının kullanılan ilacın cinsinden bağımsız olup, büyük ölçüde düşen kan basıncının kendisine ait olduğu belirtilmektedir. Bu nedenle tekli veya kombinasyon tedavisi olarak
Tiyazid tipi di-üretikler,
Kalsiyum kanal blokerleri,
Anjiyotensin dönüştürücü enzim (ACE) inhibitörleri,
Anjiyotensin reseptör blokerleri (ARB)
Beta-blokerlerin
hepsi tedaviye başlarken, uygulama sırası fark etmeden kullanılabilmektedir. Kılavuzlara göre bu beş grup ilaç da ilk tedavi olarak kullanıldıklarında kan basıncında yeterli düşüş sağlayıp kardiyovasküler riski azaltabilmektedir. Bu ilaçların hepsi farklı mekanizmalar kullanarak kan basıncını kontrol ederler. Bunlardan en uygun olan bir ya da birkaç tanesi hekim tarafından hastanın yaşı, cinsiyeti, yüksek tansiyonunun nedeni, tansiyon değerleri ve diğer hastalıkları göz önüne alınarak hastaya reçete edilir. Hangi saatlerde alınması gerektiği, başka ilaçlar kullanıyorsa bunlarla birlikte tansiyon ilacını nasıl kullanacağı hastaya anlatılır. Hipertansiyon kronik yani süregen bir hastalık olduğu için hayat boyu belirli aralıklarla hekim gözetimi ve ömür boyu tedavi gerektirir. Bu nedenle hekimin yönlendirmesi ve hastanın uyumu daha başarılı bir tedavi için şarttır.
Kan basıncını düşüren ilaçların da diğer ilaçlarda olduğu gibi yan etkileri vardır. Ancak bu yan etkiler ilacı kullananların tümünde görülmez. Bir ilaç grubunda yan etki görüldüğünde bir diğer grup ilaçla değiştirilebilir, yan etki doza bağımlı ise ilacın dozu azaltılarak başka bir ilaçla birlikte kullanmanız doktorunuz tarafından önerilir. Herhangi bir yan etki görüldüğünde bir sonraki dozu almadan veya ilacı tamamen bırakmaya karar vermeden mutlaka hekiminize sormalısınız.
İlaç tedavisine bir kez başlandığında, ömür boyu devam etmek her hastada gerekli olan bir durum değildir. Çoğunlukla böyle bir durum söz konusu ise de hafif hipertansiyonu olan hastalarda bir takım genel önlemlere dikkat etmek koşuluyla (beslenme, zayıflama, düzenli egzersiz, yaşam tarzı değişikliği gibi) hekiminizin kararı doğrultusunda ilaç tedavisine bir süre ara vererek kan basıncı değerlerini izlemek ve normal değerler saptanırsa ilaç kullanmamak söz konusu olabilir.
Hipertansiyon ve beslenme
beslenme-grafik-yemekŞişman kişilerde yüksek tansiyon ortaya çıkma olasılığı normal kilolu insanlara göre 2 mislidir ve şişmanların %70’inde yüksek tansiyon görülür.Vücut ağırlığı olması gerekenin %20 üstünde olanlarda ve özellikle bel/kalça oranı istenenden yüksek olan kişilerde hipertansiyon riski çok daha fazla görülmektedir. Beslenme tarzınınsa, hipertansiyonun oluşumuna ve tedavisine etkileri oldukça açıktır. Özellikle diyetle alınan sodyum, kalsiyum, potasyum, magnezyum, yağ ve alkol kan basıncı üzerinde etkili besin öğeleridir. Öyleyse bu besin öğelerinin tüketiminde bazı noktalara dikkat etmek hem yüksek tansiyon hastaları, hem risk altındaki şişman kişiler için yararlı olacaktır;
Günlük tuz tüketimi olabildiğince azaltılmalıdır, yemeklere ayrıca tuz koymaktan kaçınılmalıdır.
Kalsiyumdan zengin beslenmeye dikkat edilmelidir. Başlıca kaynak olan süt ve süt ürünleri tüketilirken yarım yağlı veya light olanların tercih edilmesiyle kalp hastalığı riskini arttırmamak da önemlidir.
Potasyum alımının artmasıyla hipertansiyon riski düşmektedir. Bu alımı arttırmak için bol miktarda sebze ve meyve tüketimi gerçekleştirilmelidir.
Kandaki magnezyum seviyesinin düşük oluşu da yüksek tansiyon riskini belirleyen faktörler arasındadır.
Doymuş yağlardan yüksek bir beslenme tarzı da tetikleyici faktörler arasındadır. Yapılan araştırmalar da doymamış yağdan (ayçiçeği, zeytinyağı, mısır yağı gibi) zengin beslenmenin kan basıncını düşürdüğünü göstermektedir.
Alkol kullanımı da özellikle kadınlarda hipertansiyona yol açmaktadır.
Ekmeklerin tuzsuz olanlardan seçilmesi de günlük sodyum tüketimini büyük ölçüde azaltacaktır.
Sarımsak kullanımının da olumlu etkileri olduğu düşünülmektedir.
Ek olarak balık yağı kullanımının da kan basıncının denetiminde faydalı olduğu görülmüştür.
Sakatatlar, kuru meyveler, bezelye, enginar gibi sebzeler, konserve besinler, turşu, zeytin gibi yiyeceklerin sodyum oranı yüksek olduğundan tüketimlerinde dikkatli olunmalıdır.
Hamilelikte yüksek tansiyon
gebelik_deresyonBazı kadınlar zaten gebelikten önce yüksek tansiyona sahiptirler, bazılarında ise bu durum gebelikle beraber başlayabilir. Bu yüzden gebelik boyunca tansiyonun düzenli olarak takibi çok önemlidir. Eğer yüksek kan basıncı gebeliğin ikinci yarısında olursa gestasyonel hipertansiyon olarak bilinir. Bu tip kan basıncı bebek doğduktan sonra kaybolur. Eğer gestasyonel hipertansiyon diğer bulgularla (idrarda protein kaybı yani proteinüri, ayaklarda şişlik yani ödem) beraber olursa preeklampsi denir.
Hafif preeklampsi de tansiyon 140/90 mmHg veya üzerinde seyreder. İdrarda protein atılımı hafif preeklampside az iken (günde 0.3 – 5 gram arasında), şiddetli preeklampside günde 5 gramdan fazla protein atılır. Şiddetli preeklampside tansiyon 160/110 mmHg’ nın üzerindedir. Buna idrarda fazla protein atılması (albuminüri), karaciğer fonksiyon testlerinde yükselme, trombosit sayısında azalma, kalıcı baş ağrısı, görme bozukluğu, karaciğer bölgesinde ağrı gibi bulgular da eklenebilir.
Gebelikte tansiyon yüksekliği plesentayı etkileyebilir ve bu durumda anne rahmine yeterli kan gitmemesi ile bebeğin beslenmesi bozulabilir. Preeklampsi olan kadın,kendisinin ve bebeğinin izlemi için, hastaneye yatırılmaya ihtiyaç duyabilir. Bazı durumlarda bebeği erken doğurtulabilir.
Hamilelikte Yüksek Tansiyon Tedavisi:
Eğer kan basıncı hafif yükseliyorsa ve gebelik süreci sonuna yakın değilse yatak istirahati kan basıncını düşürebilir. Eğer kan basıncı tehlikeli değerlere kadar yükselmiyorsa (hafif preeklampsi) doğum başlayana dek gebeliğin devam etmesine izin verilebilir. Bu esnada tansiyon düşürücü ilaçlar bazen kullanılabilir. Eğer şiddetli preeklampsi veya eklampsi gelişirse tek tedavi doğumdur. Bebeği doğurtma kararı anneye ait riskler ve bebeğin anne karnında taşıdığı riskler ile doğum sonrası karşılaşacağı riskler gözönüne alınarak verilir. Bazen sezaryen ihtiyacı olabilir.
Eklampsi nedir?
Preeklampsi durumunda hastanın nöbet geçirmesine eklampsi denir. Eklampsi bebek dışında anne hayatını da tehdit edici bir durumdur ve çoğu zaman tedavi için acilen doğum (çoğunlukla sezaryen) yaptırılır.
Hellp sendromu nedir?
Gebelikte tansiyon yükselmesine aşağıdaki bulgular da eklenirse baş harflerinden dolayı Hellp Sendromu denilen durum oluşur:
– Hemolysis (Hemoliz, kırmızı kan hücrelerinin parçalanması)
– ELevated liver Enyzmes (Karaciğer enzimerinde yükselme)
– Low Platelets (Kan pıhtılaşmasını sağlayan trombositlerin (plateletlerin) azalması)
Hellp sendromu gebelikte tansiyon yüksekliğinin ve preeklampsinin en ciddi formudur. Tedavisi acilen doğum yaptırmaktır. Aksi taktirde ciddi sorunlara yol açabilir. Doğumdan sonra yukarıda sayılan bozukluklar düzelecektir. Hellp sendromu nadiren doğumdan önce yokken doğumdan sonra gelişebilmektedir.
Hamilelikte yüksek tansiyon problemi olan anne adaylarına öneriler
Tansiyonunuzun yükseldiğini hissettiren belirtileri yaşamaya başlarsanız sol yanınız üzerine yatın,
Anne adayının hamilelikte yüksek tansiyon problemine karşı her gün aynı saatlerde aynı tartı aracını kullanarak kilosunu takip etmelidir,
Ödem oluşması hamilelikte yüksek tansiyon probleminin önemli etkilerinden biridir. Bunu önlemek için protein açısından zengin olan besinler tüketilmelidir. Et, süt, yoğurt ve yumurta gibi besinler protein açısından zengindir.
Hamilelikte yüksek tansiyon oluşmasının önemli nedenlerinden biri damar kasılmalarıdır. Bu nedenle stresi yüksek, gerginliği fazla ortamlarda bulunulmamalıdır
Tüketilen sıvı miktarının fazla olması gerekir
Hamilelikte yüksek tansiyonun etkilerini azaltmak için her gün kısa yürüyüşler yapılabilir.
Yüksek tansiyon probleminin olduğunun bilinmemesi durumunda anne adayı, karnının üst tarafında ağrı ve ağrı ile beraber baş ağrısı, bulantı ve kusma şikayetleri oluşuyorsa, bulanık görme gibi bir şikayet oluşuyorsa hamilelikte yüksek tansiyon şeklinde bir problem oluşabilir. Bu nedenle mutlaka anne adayı bir uzmana görünmelidir. Hamilelikte yüksek tansiyon problemi hamileliğin ilk aşamalarında görülmeye başlanırsa anne adayının yatakta dinlenmesi tansiyonu düşürücü etki yapabilir. Bu dönemde anne adayının hayati tehlike yaşamasına neden olabilen komplikasyonlardan biri hamilelelik döneminde görülebilen hipertansiyonun ileri bir aşaması olan HELLP sendromudur. HELLP sendromu anne adaylarının % 0,2’si ile % 0,6 arasında bir değerde görülebilmektedir.
Yüksek tansiyon ve egzersiz
Kan basıncı ilaçlar ile kontrol altına alındıktan sonra, egzersiz programına başlanabilir.
Düzenli Egzersizin Faydası Nedir?
Kullanılan ilacın dozunu azaltabilir veya ilaca gereksinimi ortadan kaldırabilir.
Kalp hastalığı ve diğer kronik hastalıklara yakalanma riskini azaltır.
Kişiyi enerjik kılar; stresi azaltır.
Kilo vermeye yardımcı olur.
Kasları ve kemikleri güçlendirir.
Yaşam kalitesini artırır.
Düzenli egzersiz kan basıncını azaltır. Araştırmalar düzenli egzersizin hafif ve orta derecede hipertansiyonda kan basıncını ortalama 10 mmHg düşürdüğünü göstermektedir. Bu miktar kan basıncı ilaçları ile elde edilen etki ile benzerdir. Ancak uzun dönemde sağlanacak faydalar çok daha fazladır.Orta yoğunluktaki egzersizin ağır yoğunluktaki egzersize göre kan basıncını daha etkin düzeyde düşürebildiği bilimsel çalışmalarla kanıtlanmıştır.
Yüksek tansiyonda nasıl bir egzersiz programı uygulanır?
Orta ve ağır derecede egzersiz programlarına başlamadan önce risk analizi yapılması ve ön bir egzersiz testinden geçilmesi gerekir. Aerobik aktiviteler, yüksek kan basıncınızı kontrol etmenizi sağlar. Esneklik (germe) ve kuvvetlendirme egzersizleri ise egzersiz programının önemli bir parçasıdır.
Egzersiz Uygulanırken Dikkat Edilmesi Gereken Konular:
Önce ısınma egzersizleri (10-15 dakika) yapılmalıdır.
Isınma ve soğuma sırasında esneklik egzersizleri yapılmalıdır.
Egzersiz yapılırken kalp atım hızı izlenmelidir. (Kalp atım hızı sayılarak veya kalp atım hızını gösteren aletler kullanılarak izlenebilir)
Yapmaktan zevk alınan aktiviteler, grup halinde uygulanmalıdır.
Egzersizlerin sonunda aktivite düzeyi yavaş yavaş azaltılmalıdır (5-10 dakika soğuma).
Egzersiz sırasında nefes tutulmamalıdır. Egzersiz sırasında nefesi tutmak, kanın kalbe geri dönüşünü azaltır.
Yüksek tansiyonda aerobik egzersizler
Kalp hızını veya nefes alış verişini hızlandıran uzun süreli hareketler, aerobik (oksijen alarak yapılan) egzersizler olarak düşünülür. Merdiven çıkma, yürüyüş, hafif koşu, bisiklete binme ve yüzme aerobik aktivitelere örnek olarak verilebilir.
Yürüyüş: Organizmanın temel fiziksel aktivitesidir. Herkes tarafından, her zaman ve her yerde yapılabilir. Yürüyüş, bacaklarda kan dolaşımını artırır ve kalp kasını kuvvetlendirir. Kemik ve kaslar için çok az yaralanma riski oluşturur. Hızlı ve tempolu yürüyüş aerobik egzersizdir. Hızlı adımlarla yürüyüş, aynı mesafede, en az koşu kadar kalori yakar. Bu aktiviteden yeterince yarar sağlayabilmek için, uzun süre yürümek gerekir. Uygun ayakkabılar ile günde en az bir saat yürümek önerilir.
Koşu: Kasların ve kalp-solunum sisteminin kapasitesini dereceli olarak güçlendiren bir fiziksel aktivitedir. Yaralanmalardan korunmak için bilinçli bir programın uygulanması gerekir. 40 yaş üzeri iseniz, spor geçmişiniz olsa bile bir hekim kontrolünden geçerek ve düzenli bir antrenman programı uygulamalısınız. Programları uygularken fizyoterapiste danışmalısınız. Fizyoterapistin denetimi ile çalışmanız egzersizin daha etkili ve güvenli olmasını sağlar.
Yüzme: Koşu gibi, yüzmeye de dereceli olarak başlamak gerekir. Başlangıçta en fazla 500 m yüzülür ve dinlenilir. Mesafe azar azar artırılır. Havuz kurallarına ve güvenlik tedbirlerine dikkat edilmesi gerekir. Bu pek doğal olarak kişinin fonksiyonel egzersiz kapasitesine bağlıdır. Örneğin 500 m, bazıları için yeterli olurken bazı kişiler için ulaşılmazdır.
Bisiklet: Bisiklet, bacakları ve ayakları, vücudun ağırlığından kurtaran bir koşulda uygulanır. Bacaklar, koşudakinden çok daha az yaralanma ve burkulma riski ile karşı karşıyadır. Bisiklet çevirme kalp-solunum kapasitesinin geliştirilmesi için önerilir. Evde sabit bisiklet kullanımı, bacak, uyluk ve kalça kaslarınızı çalıştırır. Katedilen mesafeyi ve egzersiz yapan kişinin nabız sayısını gösteren sabit bisikletler, evde kullanıma en uygun olanlarıdır. Diğer sporları yapma olanağınız yoksa, evde sabit bisiklet kullanımı çok iyi bir çözüm olabilir.
Aerobik tipteki egzersizler, haftanın çoğu gününde, her seferinde en az 30 dakika olarak uygulanmalıdır.
Eğer bir seferde bu kadar zaman ayrılamıyorsa, aktivite süresi gün içinde daha kısa sürelere bölünebilir.
Egzersizi düşük-orta düzeyde ve tahmini en yüksek kalp hızında (220-yaş) [%60-80’inde] yapınız. Bu seviyenin düzenlenmesinde fizyoterapisten yardım alınmalıdır.
Esneklik (Germe) egzersizleri
Farklı kas gruplarını içeren germe egzersizleri uygulanabilir. Kas, gergin bir pozisyonda 10-20 saniye süre ile tutulur. Esnekliği az olan kas grupları için bu hareketler, 60 saniye süre ile uygulandığında, o kas grubunun esnekliğinde zamanla bir artış sağlanabilir.
Kuvvetlendirme Egzersizleri
Dirençli egzersizler (ağırlık kaldırma gibi), genellikle hipertansiyonu olan kişilere önerilmez. Uygun olduğunda, kuvvetlendirme egzersizlerinin kalp-dolaşım dayanıklılığını güçlendiren, aerobik egzersizlerle birlikte kullanılması önerilmektedir. Kişinin duruşu, kaldırdığı ağırlık miktarı mutlaka takip edilmelidir. Egzersizler sırasında nefesin tutulmaması gerekir.
Günlük Yaşamla İlgili İpuçları
Asansör kullanmak yerine merdivenlerden inip çıkınız.
İşyerinize giderken araba ile gitmek yerine yürüyün veya otobüsten bir veya iki durak önce ininiz.
İşyerine geldiğinizde arabanızı park yerinin en uzak bölgesine park ediniz.
Sizinle birlikte egzersiz yapacak birini bulunuz. Bu sayede daha istekli egzersiz yapabilirsiniz.
Egzersiz sırasında aşağıdaki uyarıcı belirtilerden birini hissettiğinizde, hemen egzersizi bırakınız ve doktorunuza başvurunuz:
Göğüs ağrısı veya rahatsızlık hissi,
Baş dönmesi veya bayılma,
Kol veya çenenizde ağrı,
Ciddi nefes alamama hissi,
Düzensiz kalp atımı,
Aşırı yorgunluk