B
H2
H3
__
""
i
w
world
☰
Menü
Giriş Yap
Üye Ol
Künye
İletişim
Site Oluştur
🌙
☀️
Gece / Gündüz
Takip Et
Mesaj
world
@world
·
çevrimdışı
Güncel haberler
152
Haber
0
Yorum
38.702
Puan
Haberler
Yorumlar
Aktiviteler
Hakkında
Haberin doğru ve güvenilir adresi
08.02.2015 08:50
Tansiyon düşüklüğü ( hipotansiyon )
Düşük Tansiyon (Hipotansiyon) Düşük tansiyon olarak bilinen hipotansiyon, herhangi bir semptom vermeyebilirken, birçok kişide baş dönmesi, gözlerde kararma, bayılma gibi semptomlar da yapabilir. Bazı vakalrda hayatı tehdit edici olabilir. Kan basıncının oluşturduğu etkiler kişiden kişiye değişmekle birlikte, sistolik (büyük tansiyon) tansiyonun 90 mm hg, diyastolik (küçük tansiyonun) tansiyonun 60 mm hg altında olması olarak tanımlanır. Düşük tansiyonun sebepleri basit bir dehidratasyondan ( vücudun susuz kalması) ciddi dahili ve cerrahi hastalıklara kadar değişebilir. Düşük tansiyon tedavi edilebilir bir durum olmasına rağmen asıl önemli olan sebebinin bulunması ve tedavi edilmesidir. Tansiyon düşüklüğü, özellikle aniden geliştiğinde kişide ciddi belirti ve bulgular verebilir. Baş dönmesi, konsantrasyon bozukluğu, göz kararması, bulantı, soğuk bir deri, hızlı soluma, yorgunluk, depresyon, susama hatta bayılma bunlar arasındadır. Ne zaman doktor görmelidir? Çoğu zaman tansiyon düşüklüğü ciddi bir hastalığa bağlı olmaz. Tansiyonunuz düşük olmasına rağmen kendinizi iyi hissediyorsanız, ciddi bir baş dönmesi, bulantı, fenalık hissi, gözlerde kararma yoksa basit önlemlerle –mesela su kaybına, aşırı terlemeye bağlı oluşmuş olabilir sıvı almakla birlikte şikayetleriniz gerileyebilir-- tansiyonunuz yükselir. Eğer sıvı alamkla yükselmiyor ve ciddi bir baş dönmesi, bulantı, fenalık hissi, gözlerde kararma şikayetiniz devam ediyorsa veya süreklilik gösteriyorsa bir doktora görünmenizde mutlak fayda vardır. Nedenleri nelerdir? Sistolik tansiyon : İlk olarak okunan ve büyük tansiyon olarak değerlendirilen değer, kalbin kanı atarken damarlarda oluşturduğu basıncın yansıması olarak değerlendirilir. Diyastolik tansiyon : İkinci okunan ve küçük tansiyon olarak değerlendirilen değer ise kalp atımları arassında, kalbin dinlenmesi sırasında damarlarda oluşan basıncın yansımasıdır. Son rehberler bu iki değer için idealin 120/80 mm hg olduğunu belirtmekteler. Ancak kan basıncı çok kısa süreler içinde, normal sınırlarda kalmak şartıyla ciddi değişiklikler gösterebilir. Bu durum vücut pozisyonunuzdan, soluma hızınızdan, stres düzeyinizden, fiziksel durumunuzdan, aldığınız ilaçlardan, yediğinizden içtiğinizden etkilenebilir. Bazı durumlar tansiyon düşüklüğüne yol açabilir. Gebelik: Kadın dolaşım sistemi gebeliğin İlk 24 haftasında genişler, bu da büyük tansiyonda yaklaşık 10 , küçük tansiyonda yaklaşık 10-15 mm hg düşüşlere neden olur. Gebelik sonrası normale döner. Kalp hastalıkları: Düşük kalp hızı, kalp krizi, kalp yetmezliğinde, dolaşım sisteminin kalbi çok yormaması için çeşitli mekanizmalarla damarlarda genişleme yaparak tansiyonu düşürebilir. Endokrin hastalıklar: Hipotiroidizm- guatr bezinin az çalışması, hipertiroidizm- guatr bezinin çok çalışması, adrenal ( böbrek üstü bezi) yetmezlik, hipoglisemi- kan şeker düşüklüğü, diabet- şeker hastalığı Dehidratasyon- susuz kalmak: İshal, bulantı kusma, uzun süre susuz kalmak, idrar söktürücü kullanmak, Kan kayıpları: Sepsis: (ciddi enfeksiyonlar) Anafilaksi ( ciddi allerjik reaksiyonlar): İlaç alerjileri, yemek alerjileri, böcek sokmaları Yetersiz beslenme : Vitamin B12 eksikliği, folat eksikliği, demir eksikliği Çeşitli ilaçlar: Diüretikler ( idrar söktürücüler), çeşitli tansiyon ilaçları, parkinson hastalığı ilaçları, antidepresanlar ( depresyon ilaçları) Düşük tansiyon tipleri: Ayağa kalkınca olan tansiyon düşmesi ( postural ya da ortostatik tansiyon): Adında anlaşılacağı gibi, kişinin otururken ya da yatarken aniden kalkma sonrası olan tansiyon düşmelerini anlatır. En sık sebepleri, susuz kalma, uzun süreli yatak istirahati, gebelik, diabet, kalp hastalıkları, yanıklar, aşırı sıcak, büyük variköz damarlar, nörolojik hastalıklardır. Aynı şekilde birçok tansiyon ilacı, depresyon ilaçları, parkinson ilaçları da postürel hipotansiyon yapabilmektedir. Yaygın olarak yaşlı popülasyonda , özellikle 65 yaş üstünde görülmektedir. Fakat aynı zamanda tamamen sağlıklı genç bireylerde de otururken ya da yatarken ani kalkmalarda bu tansiyon düşüklüğü görülebilir. Postprandiyel hipotansiyon: Daha çok yaşlı kişilerde görülen özellikle yemek sonrası olan ani tansiyon düşmelerini tarifler. Bu olay yemek sonrası vücdumuzdaki kanın sindirim sistemimize yönelmesi ile ilgilidir. Sağlıklı kişilerde gerek kalp hızınınartması, gerekse kan damarlarının kasılması ile bu tansiyon düşüklüğü engellenir. Ancak bazı kişilerde, özellikle yaşlı kişilerde bu mekanizma çalışmazsa, düşük tansiyon ile baş dönmesi , göz kararması, halsizlik olabilir. Nörolojik kaynaklı hipotansiyon: Bu olay daha çok genç bireylerde görülebilecek bir durumdur. Özellikle uzun süreli oturma sonrası ya da yatma sonrası ani ayağa kalkma ile ilişkilidir. Burada ani kalkışla , bacaklara toplanmış kan aniden kalbe geri döner, bu kalpte tansiyonun yükseldiğine dair yorumlanır ve beyine tansiyonu düşür diye sinyal gönderir. Kalbin bu yanlış algılaması ani tansiyon düşüklüğüne neden olur ve gözlerde kararma , baş dönmesi yapabilir. Risk faktörleri: Düşük tansiyon birçok kişiyi etkileyebilir. Neden olabilecek bazı risk faktörleri vardır. Yaş: Özellikle yaşlı popülasyonda (65 yaş sonrası) ayaktayken veya yemek sonrası tansiyon düşüklüğü olabilir. Ortastatik hipotansiyon hızlı ayağa kalkışlarda ve yemek sonrası görülebilir. Nörolojik kaynaklı hipotansiyon ise daha çok genç bireylerde hızlı yaşam ve harekete bağlı görülebilir. Ilaçlar: Tansiyon ilacı alan herkes tansiyon düşüklüğü için adaydırlar. Bazı hastalıklar: Parkinson hastalığı , diabet , bazı kalp hastalıkları Tedavi ve ilaçlar: Eğer sizi rahatsız edecek kadar semptom veren tansiyon düşüklüğünüz varsa , asıl önemli olan bu düşüklüğe sebep olabilecek durumu saptamaktır. ( susuz kalmak mı? kalp hastalığı mı? Seker hastalığı mı?, guatr hastalığı mı? ) eğer kulandığımız ilaçlara bağlı bir tansiyon düşüklüğü varsa doktorunuzla konuşarak doz azaltımına gidilebilir. Eğer tansiyon düşüklüğünü açıklayabilecek yeterli bulgumuz yoksa, yapılacak olan sağlık durumumuza, var olan hastalıklarımıza, yaşımıza bağlı olarak düşük tansiyonumuzu yükseltmeğe çalışmak ve var olan şiakayetlerimizi en aza indirmektir. Bunun için birçok yol vardır. Daha fazla tuz almak; Diyetteki tuz miktarını arttırmak tansiyonumuzda anlamlı bir artış sağlayabilir. Ancak kalp hastalığı olan, yüksek tansiyonu olan ve özellikle yaşlı olan hastaların doktorlarına danışarak bunu yapması daha uygundur. Daha fazla su içmek: Bu öneriden herkes fayda sağlayabilir. Su kan hacmini arttırarak dehidratasyondan ( vücudun susuz kalmasından ) vücüdu korur. Hem tansiyonu yükselterek hem de dehidratasyondan koruyarak tansiyonu yükseltir. Bacak basınç çorapları: Özellikle geniş variköz venleri ( varisleri ) olan kişiler fayda görür. Genişlemiş bacak damrlarında toplanmış kanın kalbe dönüşünü kaolaylaştırarak tansiyon düşüklüğünü azaltırlar. İlaçlar: Kronik ortostatik hipotansiyonu ve ciddi semptomları olan hastalar doktor kontrolünde çeşitli ilaçlar kullanabilirler.( örn. steroidler) Yalnız tedavide asıl önemli olan, altta yatan sebebi bulup ona yönelik yaşam tarzı değişikliğini ve tedavisini yapmaktır. Yaşam tarzı değişklikleri; Sonuç olarak düşük tansiyonunuzu yükseltmek için yapılabilecekleri şöyle sıralayabiliriz. Bol su için alkol alımını azaltın; Alkol vücüt su oranını azaltarak tansiyonu düşürür. Su ve diğer sıvılar ise kan hacmini arttırarak tansiyonu yükseltir. Sağlıklı beslenin: sebze , meyze balık ve tavuk eti içeren besinlere ağırlık verin, doktorunuzun önerisiyle gerektiği kadar diyetteki tuz oranını arttırın. Vücüt pozisyon değişikliklerini yavaşça yapın: Özellikle yatar ve oturur pozisyondan ayağa, ani olarak kalkmayın. Özellikle sabah yataktan kalkarken derin bir nefes alın ve kalkmadan önce bir kaç dakika yatakta oturun , sonra kalkın. Uyurken başınızı biraz yüksek tutun . Eğer tansiyon düşüklüğü semptomları hissederseniz ( baş dönmesi, göz kararması, halsizlik) düz bir zemine uzanarak ayaklarınızı, bacaklarınızı bir sandalye veya benzeri bir yüksek yere koyun. Bu hareket kanı bacaklarınızdan kalbe ve beyine yönlendirecektir. Sık sık yiyin, karbonhidrat içeriği az yiyecekler tütekin: Bu yeme tarzı özellikle ağır yemeklerden sonra oluşacak tansiyon düşmelerini engelleyecektir. Öğünlerinizin karbonhidrat ( patates, pirinç, pasta ve ekmek) içeriğinin az olmasına dikkat edin. Aynı zamanda bilinen bir yan etki olmadığı sürece çay ve kahve içmek düşük tansiyonunuzun yükselmesinde fayda sağlayacaktır. Yalnız unutmayın ki özellikle kahve kalp hastalarında ciddi yan etkiler (çarpıntı, tansiyon yükselmesi) yapabileceğinden doktorunuza danışmadan kahvenin fazla tüketimine gitmeyiniz. Dr. Cem Özcan Dahiliye Uzmanı
05.02.2015 20:43
Hipertansiyonun nedenleri, belirtileri, tanı ve tedavisi
Hipertansiyon yani yüksek tansiyon, kan dolaşımı için damarlarımızda gerekli olan kan basıncının normalden fazla olmasıdır. Yüksek tansiyon ülkemizde her üç kişiden birinde görülen önemli bir sağlık sorunudur. Tedavi edilmediğinde; kalp yetmezliği, kalp büyümesi, damarlarda daralma, felç, böbrek yetmezliği ve körlük gibi ciddi sorunlara neden olur; bu nedenle mutlaka erken dönemde teşhis edilmelidir. Tansiyonunuz, 180/110 mmHg gibi çok yüksek düzeye erişmediği sürece normal durumlarda herhangi bir belirti vermez. Yüksek tansiyonun en sık rastlanan belirtileri; baş dönmesi, baş ağrısı, ağrısı, kulak çınlaması, nefes darlığı, çift veya bulanık görme, burun kanamaları ve düzensiz kalp atışlarıdır. Yüksek tansiyon teşhisi koymak için kan basıncı ölçülürken; sistolik (büyük tansiyon, normali = 130 mm Hg), diastolik (küçük tansiyon, normali = 85 mm Hg) olmak üzere iki değere bakılır. Yüksek tansiyon tanısı için bu değerlerden birinin yüksek olması yeterlidir. Arteriyel sistolik, kalp kasıldığında kalbten damarlara doğru atılan kanın damar duvarında yaptığı basınçken, Diastolik değer kalp gevşediğinde hala damar duvarında mevcut olan basınçtır. Hem küçük hem de büyük tansiyonun normalden yüksek olması hipertansiyondur. Yaş, cinsiyet, ırk, fiziksel durum (istirahat, efor, gibi) kan basıncını etkileyen bir çok değişken mevcutken yaşa ve cinsiyette göre tansiyonun şu değerleri yüksek tansiyon olarak kabul edilmektedir. Öncelikle tansiyonunuzun bir kez yüksek çıkması sizde yüksek tansiyon olduğu anlamına gelmez. Tansiyonunuz gün içinde inip çıkar, ölçümü sırasında endişeli veya gergin hissediyorsanız bu da tansiyonunuzda yükselmeye neden olur. Bu nedenle, tansiyonunuzun yüksek olup olmadığını görmek için düzenli aralıklarla – genellikle ayda bir- tansiyonunuzu ölçülmesi gerekir. Normal kan basıncı Normal kan basıncı değerleri bireyden bireye değişkenlik göstermekle beraber; 18 yaşını geçmiş erişkin bir bireyde, istirahat halinde, Normal Sistolik (Büyük tansiyon) en çok 130 mm Hg, Normal Diastolik (Küçük tansiyon) için ise en çok 85 mm Hg olmalıdır. Sınırda normal değerler ise; Sınırda Sistolik kan basıncı için 130-139 mm Hg, Sınırda Diastolik kan basıncı içi ise 85-89 mm Hg dır. Hipertansiyon sınırı ise; Sistolik kan basıncı için 140 mm Hg, Diastolik kan basıncı için ise 90 mm Hg dır. Normal bir insanda normal tansiyon değerleri büyük tansiyon en fazla 160 mmhg ve küçük tansiyon ise en fazla 85 mmhg olmalıdır. Tekrarlanan ölçümlerde bu değerlerin üzerinde ki neticeler yüksek tansiyon teşhisi için gereklidir. hipertansiyon evreleriiTürkiye Hipertansiyon Yaygınlığı Çalışması 18 yaş üstündeki erişkinlerde her üç kişiden birinin hipertansiyon hastası olduğunu gösteriyor. Ancak bunun yanı sıra hipertansiyon hastalığı tanısı alıp, tedavi görmeye başladığı halde aslında hipertansif olmayan “yalancı hipertansiyon” hastaları da bulunuyor. Günlük yaşamda vücudun gereksinimlerine uyumlu olarak düşen ve yükselen kan basıncı değişikliklerinin yeterli süre izlenmemesi sebebiyle yanlış teşhise bağlı olarak tedavi alan bu hastalar yalancı hipertansif hastalar olarak adlandırılıyor. Hipertansiyon (Yüksek Tansiyon) belirtileri Yüksek tansiyon, 180/110 mmHg gibi çok yüksek düzeye erişmediği sürece normalde herhangi bir belirti vermez. Tansiyonunuzun çok yükselmesi halinde görülen belirtiler arasında baş dönmesi, baş ağrısı, ağrısı, kulak çınlaması, nefes darlığı, çift veya bulanık görme, burun kanamaları ve düzensiz kalp atışları sayılabilir. Yüksek tansiyon normalde herhangi bir belirti vermediğinden, düzenli olarak tansiyonunuzu kontrol ettirmeniz önemlidir. Bunun nedeni yüksek tansiyonun vücudunuza siz farkına varmadan zarar verebilmesidir. Yüksek tansiyonun vücuda verdiği zararlar beyin-kalp-tansiyonYüksek tansiyonun en çok etkilediği organlar; kalp, beyin, böbrekler, büyük atardamarlar ve gözlerdir. Hipertansiyon bu organları etkileyerek uzun süre içerisinde kalıcı sakatlıklara ve ölümlere yol açabilir. Tansiyon yüksekliği kalbin iş yükünü artırır ve atar damarlarda geri dönüşü mümkün olmayan zararlara yol açar. Zaman içerisinde özellikle atar damarlarda harabiyet oluşur. Kalp, böbrek, göz ve beyin damarları bu yüksek basınca uzun yıllar boyunca sessizce direnebilir. Bu nedenle kan basıncındaki yükselmenin yarattığı harabiyeti fark etmek zordur. Ancak bu hastalara zarar vermediği anlamına gelmez. Hipertansiyonun vücuda verdiği başlıca zararları şu şekilde sıralayabiliriz. Kalp yetmezliği, kalp büyümesi, kalbi besleyen damarlarda daralma (koroner arter darlığı), kalbi besleyen damarlarda tıkanma (kalp krizi) Beyin kanaması, felç, beyin damarlarında daralma ve tıkanma Böbrek yetmezliği, böbrek fonksiyonlarında bozulma Görme azalması ve körlük Büyük atardamarlarda genişleme, bu genişlemelerin yırtılması, bu damarlarda tıkanma. Bunların sonucu, kangren veya ani kanamalara bağlı ölüm gelişir. Felç Boyun ve bacak damarlarında tıkanma, Bu tür sağlık problemleriyle karşılaşmak istemiyorsanız ve aşağıdaki başlıklardan en az biri, size uyuyorsa tansiyonunuzu ayda bir ölçerek çıkan değerleri düzenli olarak kaydetmenizi öneriyoruz. Ailenizde yüksek tansiyon varsa, Yaşınız 40’ın üzerindeyse, Şişmansanız, Sigara içiyorsanız, Şeker hastası iseniz ve ailenizde şeker hastası varsa, Gebe iseniz, Yüksek tansiyonun nedenleri nelerdir? Tansiyonun yükselmesinde iki önemli etken vardır. Bunlardan bir tanesi, “genetik faktörler”. Bir diğeri de “çevresel” dediğimiz faktörlerdir. Bazı genetik hastalıklarda olduğu gibi, belirli bir kromozomun genindeki, bozukluğun hipertansiyona neden olduğu bulunmamış olsada birçok genin hipertansiyona sebep olacağı bilindiği için bu duruma poligenik deniliyor ve henüz bu konu aydınlığa kavuşmuş değil. Ama şunu biliyoruz: Eğer birinci derece akrabanızda, yani annenizde, babanızda ve kardeşlerinizde hipertansiyon varsa, sizde de olma ihtimali çok yüksek. Çevresel faktörler; Stresli hayat, beslenme tarzımız, kilolarımız ve bazı alışkanlıklarımız hipertansiyonun ortaya çıkmasında yardımcı oluyor. Çevresel faktörlerde en önemli etken ise tükettiğimiz besinlerdir. Hastaların % 90-95’inde yüksek tansiyona neden olabilecek altta yatan başka bir hastalık yoktur. Bunlara primer (birincil) hipertansiyon denir. Geri kalan % 5-10 hastada yüksek tansiyon bir nedene ya da hastalığa ikincil olarak ortaya çıkmıştır. Buna da sekonder (ikincil) hipertansiyon adı verilir. En sık rastlanan ikincil hipertansiyon nedenleri şunlardır: Çok tuzlu gıdaların tüketilmesi (özellikle tuza hassas kişilerde) Aortun kalpten çıktığı bölgedeki darlık Kafa içi basıncının yüksek olması Böbrek hastalıkları Böbreküstü bezinin kabuk bölümündeki hastalık nedeniyle kortizon ya da aldesteron hormonlarının fazla salgılanması sonucu görülen Cushing ve Crohn hastalığı, Böbreküstü bezinin iç kısmının (medul-la) tümörü (feokromositom) Böbrek damarlarının daralması Doğuştan büyük atar damarın (aortun) bir bölümünün dar olması (aort koarktasyonu) Böbrek dokusu ve böb¬rek atardamarlarında yerleşen hastalık¬lar (akut ve kronik böbrek iltihabı, poli-kistik böbrek), Tiroid bezi hastalıkları (Hipertiroidi, hipotiroidi) Bu problemlerin çoğu girişimsel yöntemlerle veya ilaç tedavisi ile çözümlenebilir. Örneğin, böbrek damarlarına giden atar damardaki darlık, balonla açılabilir veya cerrahi olarak düzeltilebilir. Hipertiroidi ya da hipotiroidi ilaç tedavisiyle ortadan kaldırılabilir. Bu nedenle, özellikle kan basıncı yüksekliği ilk olarak tesbit edildiğinde hekimler detaylı bir öykü ve fizik muayene sonrasında bazı laboratuvar tetkikleri isterler. Bazen de özel testlere gerek duyabilirler. Bir diğer sebep ise kan basıncını yükselten ilaçlardır Birçok ilaç, farklı mekanizmalarla kan basıncını yükseltebilir. Romatizma ve depresyon tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar bunların başında gelir. Bu ilaçlar yüksek tansiyonun nedeni olabilecekleri gibi hipertansiyon tedavisinde kullanılan ilaçların etkisini de azaltabilirler. Bu nedenle yüksek tansiyonlu hastalar kullandıkları tüm ilaçları mutlaka hekimlerine söylemeli ve onlara danışmadan herhangi bir ilaca başlamamalıdır. Yüksek tansiyona sıklıkla eşlik eden hastalıklar hdl-ldlBu hastalıkların başlıcaları diabetes mellitus (şeker hastalığı), dislipidemi [ kan yağlarından total kolesterol, LDL (düşük dansiteli lipoprotein) kolesterol ve trigliserid düzeylerinden bir ya da bir kaçının artması ve/ veya HDL (yüksek dansiteli lipoprotein) kolesterol düzeyinin azalması durumu] ve obezite (şişmanlık)’dir. Bu hastalıkların bir ya da birkaçı yüksek tansiyonla bir araya geldiğinde kan damarlarında ateroskleroz (sertleşme) ve kalp hastalıkları oluşumu kolaylaşmaktadır. Buna bir de sigara ve alkol kullanımı, sağlıksız beslenme ve hareketsiz yaşam tarzı eklenirse kalp hastalığı riski çok artmaktadır. Aniden yükselen tansiyonu düşürmek için uygulayabileceğiniz yöntemler ve tansiyon düşüren besinler. Önce soğuk su uygulaması yapılmalıdır, soğuk su tansiyon için iyi gelir. Ellerinizi, kollarınızı ve ayaklarınızı soğuk su ile yıkarsanız bu sizin rahatlamanızı sağlayacak ve tansiyonunuzu düşürecektir. Lütfen aniden soğuk su ile yıkamayınız, bu tersi bir durum oluşturabilir.. Normal musluk suyu ile yıkamak en doğrusudur. Limonda yüksek tansiyon için etkilidir. Tansiyon yükseldiğinde hızlıca bir limon sıkın ve bu limon suyunu biraz sulandırarak yavaşça içiniz. Tuzsuz ayranda ve yoğurtta yüksek tansiyon için kullanılabilir. Fakat dikkat etmeniz gereken nokta tuzsuz olmasıdır. Eğer bulabiliyorsanız nar suyu tercih edin, nar suyu tansiyonun düşmesini ve normal değerlere ulaşmasını sağlar. Greyfurt’da tansiyonun düşürülmesine yardımcı meyvelerden birisidir. Sarımsak halk arasında en çok bilinen tansiyon düşürücüdür. Bu özelliği birçok uzman tarafından doğrulanmıştır. Kekik de özellikle geçici olarak yükselmiş olan tansiyonun düşürülmesinde yardımcı olur. Hangi besinler tansiyonunuzun yükselmesine neden olur Tuz ve tuzlu besinler: Yapılan çalışmalar gösteriyor ki ihtiyacımızın en az 10 katı kadar fazla tuz kullanmaktayız. Hipertansiyonlu kişilerin yemeklerine tuz ilave etmemeleri ve tuzlu yiyeceklerden kaçınmaları gerekir. Yemekleri tatlandırmak için baharatlar en uygun seçim olacaktır. Şeker ve şekerli besinler: Tüketim miktarına bağlı olarak tansiyonu yükseltip kalp hastalıklarını da tetikleyebilmektedir. Çay ve kahve: Çay ve kahvede bulunan kafeinin tansiyonu yükselttiği artık bilinen bir gerçek ama burada tüketim miktarınız önemli, eğer 3 fincan koyu kahve veya 6-7 bardak koyu çay içmişseniz tansiyon da yükselecektir. Kolalı içecekler: İçeriğinde bulunan hem yüksek oranda şeker hem de meyankökünden dolayı vücutta sodyumun tutulmasına neden olabilmekte ve bu nedenle tansiyonu yükseltmektedir. Margarin ve tereyağı: Margarin ve tereyağının direk tansiyonu yükseltici bir etkisi yoktur ama çalışmalar gösteriyor ki doymuş yağ oranı yüksek olan bu yağlar yerine sıvı yağ tüketenlerde hipertansiyonun daha düşük seviyede olduğu gözlenmiştir. Bu da bize yemekleri mümkün olduğu kadar sıvı yağla yapmamız gerektiğini bir kez daha göstermektedir. Alkol: Hipertansiyonunuz var ve düzenli alkol tüketiyorsanız bu alışkanlığınızdan da yavaş yavaş uzaklaşmanızda fayda var. Hipertansiyon (yüksek tansiyon) kimlerde daha sık görülür. Yaş arttıkça hipertansiyonun kadında ve erkekte görülme ihtimali artar. Kadınlarda menopozdan sonra daha fazla görülür. Fakat orta yaşlı kişilerde; erkeklerde görülme sıklığı daha fazladır. Genetik faktörler de hipertansiyon oluşumunda etkilidir. Bunların dışında kilolu kişilerde, sigara ve alkol kullananlarda, hareketsiz kişilerde, bazı ilaçları kullananlarda görülme ihtimali yüksektir. Hipertansiyon tedavisinde ilaç dışı tedavi yaklaşımları ve yüksek tansiyonu düşürmek için öneriler Son yıllarda teknolojik gelişmeler yaşam tarzında belirgin değişikliklere yol açarak, fiziksel aktivitesi düşük bir gündelik hayat ve sağlıklı olmayan yeme-içme alışkanlıklarına neden olmuştur. Bu durum hipertansiyonun da dahil olduğu birçok hastalığın ortaya çıkmasında doğrudan rol oynayabildiği gibi, kan basıncının kontrol altına alınmasında da zorluklar yaratmaktadır. Kan basıncı düzeyi yüksek-normal ve ilaç tedavisi gerektiren hastalar da dahil olmak üzere yaşam tarzıyla ilgili önlemler tüm hastalarda gereklidir. Bunun amacı; kan basıncını düşürmek, diğer risk faktörlerini ve klinik durumları kontrol altına alarak kullanılması gereken antihipertansif ilaç sayısını ve dozunu azaltmaktır. Kan basıncını ve kardiyovasküler riski belirgin olarak düşüren yaşam tarzı değişiklikleri ve kan basıncı üzerine etkisi aşağıdaki tabloda belirtilmiştir. kalp kalp
05.02.2015 20:27
Filistin-Suriye cephesinde neden kaybettik?
Filistin-Suriye cephesinde neden kaybettik? Osmanlı’yı yıkan cephe Filistin-Suriye cephesinde neler yaşandı? Derin Tarih bu ay 1. Dünya Savaşı’nın 100. yıldönümünde “Osmanlı’yı yıkan cephe” Filistin-Suriye cephesinde uğranılan hezimeti kapağına taşıdı. Bu hezimetin müsebbiplerinin, sonradan Cumhuriyet’in kurucuları olduğunu belirten Derin Tarih, bu yüzden ne sorgulandıklarını, ne de hesap verdiklerini vurguluyor. Hezimetin müsebbibi Mustafa Kemal Dosyanın ana yazısını kaleme alan Mustafa Armağan, zengin bir kaynakçadan beslenerek kaleme aldığı hacimli yazısında Osmanlı Devleti’ni 1. Dünya Savaşı’na sokan ve ‘savaşı kaybettiren üçlü’ diye lanse edilen İttihat ve Terakki liderleri Enver, Talat ve Cemal paşaların ailelerine maaş bağlandığını, dolayısıyla Cumhuriyet’in düşmanlık bir yana, resmen onları sahiplenmiş olduğunu belirtiyor. Armağan’dan öğreniyoruz ki, gerek inkılap tarihi, gerekse akademisyenlerce kaleme alınan 1. Dünya Savaşı tarihi kitaplarında Filistin-Suriye cephesi hezimetinin ve faillerinin üzeri titizlikle örtülmüş: “Osmanlı’nın belini büken ve Mondros Mütarekesi’ni imzalamak zorunda kalarak tarihe veda etmesine sebep olan, iki yıl devam etmiş bir ürpertici savaş bu kadar mı sığ anlatılır? Peki nerede o üç Gazze muharebesi? Nerede Kudüs’ün, Filistin’in, Şam’ın ve Halep’in düşüşü? Nerede Allenby’nin askerî lise öğrencilerine bir savaş böyle kazanılır diye ders olarak okutulan Megiddo (el-Lecun) meydan savaşındaki zaferi? Nerede sadece 39 gün içinde tam 560 kilometre anavatan toprağından çekilmek zorunda kalan Osmanlı ordusunun yaşadıkları ve ona bu hezimeti yaşatan komutanların isimleri? Tıs yok. Halbuki ilk iki Gazze muharebesini kazanmıştık İngilizlere karşı. Yazsanıza… Yok. Son Gazze muharebesini İngilizlerin Albay İsmet Bey’in (İnönü) Birüseba’daki kolordusunu yardıktan sonra kaybettiğimizi de yazın. Olur mu? Paşamız namağluptur. Peki Nablus’ta (İngilizler Megiddo veya Armageddon savaşı derler) Mareşal Lord Allenby ile 7. Ordu Komutanı Mustafa Kemal Paşa’nın karşılaştığını ve Mustafa Kemal Paşa’nın yenilerek kuvvetlerine ricat emri verdiğini neden yazmıyorsunuz? Hep aynı terane: Bir tek Mustafa Kemal Paşa ordusunu muntazaman geri çekmeyi başardı. 4. ve 8. ordularımız yeniliyor, 7. Ordu’ysa nasıl oluyorsa ‘çekiliyor’. Çekildi ama kaç kişiyle? İngilizlere ne kadar esir vererek ve ne miktarda silah, mühimmat, araç bırakarak? Şehit ve yaralı sayılarımızı da açıklayın. Açıklayın da millet öğrensin.” Yazısında General Celal Erikan’ın anlattıklarına da yer veren Armağan şöyle devam ediyor: “Liman Von Sanders ‘başarılı’ Mustafa Kemal’e değil, resmî tarihlerimizde başarısız sayılan Mersinli Cemal Paşa’ya güvenmiş ve Şam’ın savunmasını ona bıraktığı gibi kuvvetlerini ‘mucizevi bir şekilde geri çekmeyi başaran’ Mustafa Kemal’e, 7. Ordu’nun kalan kuvvetlerini 4. Ordu Komutanı Mersinli Cemal Paşa’ya bırakarak Rayak’a gitmesini ve orada başsız kalan kuvvetlerin başına geçmesini emretmiştir. …Şam’a kadar verilen esir sayısı 50 bindir. Harekâtın sonunda bu rakam 75 bine çıkacak, 360 top ve 300 makineli tüfek de ganimet olarak İngilizlere bırakılacaktır. 50 bin esirin en az yarısı Mustafa Kemal’in başında olduğu ve ‘mucizevi bir şekilde’ geri çektiği söylenen 7. Ordu’suna ait olmalıdır. Mantığın gereği budur.” Yıldırım Orduları Grubu Komutanı Mustafa Kemal’in İngilizlerin ilerleyişi karşısında üzeri örtülen “başarısız” komutasını belgeleyen Armağan İngiliz ajan Lawrence ile Mustafa Kemal arasında bir görüşme olduğunu da sağlam kaynaklardan doğruluyor. İngiliz Savaş Komitesi gözünden Arap Meselesi Dosyanın ikinci yazısını kaleme alan Doç. Dr. Gültekin Yıldız, 16 Aralık 1915’teki İngiliz Savaş Komitesi toplantısının tutanaklarını masaya yatırıyor. Katılımcılardan İngiliz diplomat-ajan Mark Sykes “Arap Meselesi”nin Suriye ve Filistin’den, bilhassa Beyrut’tan kaynaklandığını belirtmiş, bölgede kimin İngilizler tarafından kullanılıp kimin Osmanlı’ya karşı kışkırtılabileceği hakkında gözlemlerini dile getirmişti. Hayli tartışmalı geçen toplantı sonunda bölgenin Osmanlı birliğinden ayrıştırılması sonrasında İngiltere’nin Fransa ile üzerinde uzlaşması gereken taksimat planı da masaya yatırılmış, gelecek yıllarda önce Sykes-Picot Anlaşması ve sonra Balfour Deklarasyonu ile kendini gösterecek siyasî ve askerî politikaların çerçevesi belirlenmişti. 1. Dünya Savaşı hakkında doğru bilinen 10 yanlış Dosya kapsamında “Bilinmeyen Yönleriyle 1. Dünya Savaşı”nı ele alan Yrd. Doç. Dr. Ali Satan 10 maddede doğru bilinen yanlışlara değiniyor. İşte onlardan birkaçı: Enver Paşa sanılanın aksine savaşa girmeye pek de hevesli değildi. Osmanlılar İran’ı işgal etmeye kalkışmadı; sadece bu ülkeyi 1907’den itibaren işgal etmiş bulunan Rus ve İngilizlerle mücadele etti. Türk askerleri İtilaf orduları için kolay lokma değil, çok korktukları güçlü bir savaş makinası olmuştu; aynı anda 4 cephede, zaman zaman 5. cephede de muharebe etmeyi başarmıştı. Böyle bir performansı İngiltere dışında savaşan tarafların hiçbiri gösterememişti. 30 Ekim 1918’de Türk ordusu sanılanın aksine her bakımdan tükenmiş falan değildi; askerlerin elindeki silah ve mühimmattan başka depolarda 791 bin tüfek ve Anadolu’daki depolarda 4 bin makinalı tüfek ve 945 top daha mevcuttu.
05.02.2015 11:32
İşte Gülen’in İç Anadolu imamları!
Fethullah Gülen, Türkiye’nin yedi bölgesine imamlarını atadı. Paralel Yapı’ya bağlı olan imamlar cemaatin, devletin kılcal damarlarına kadar girmesini sağladı. Paralel Devlet Yapılanması’nın hücrelerini çözen TAKVİM bugün de Hoca’nın İç Anadolu Bölgesi imamlarını açıklıyor… Devlet, Paralel Yapı’nın inlerine girerken TAKVİM’in örgüt şemasını deşifre ettiği yazı dizisi büyük yankı uyandırdı. Yurt çapında binlerce kişi gazetemizi arayarak deşifre edilen kişilerle ilgili mağduriyetlerini anlattı. Yazı dizimizde bugün de İç Anadolu Bölgesi’nin il imamlarını açıklıyoruz. Paralel Örgüt’ün İç Anadolu Bölgesi’ndeki en önemli ismi Ankara İmamı Cemil Koca. Koca, askeri okullarla polis akademisine girecek öğrencileri tek tek belirliyor. İl imamlarının büyük çoğunluğu defalarca Pensilvanya’ya giderek talimatları bizzat Fethullah Gülen’den alıyor. İşte o isimler…ANKARA/CEMiL KOCA: 54 yaşında. 1997′den bu yana Samanyolu Eğitim Kurumları’nın genel müdürlüğünü yapıyor. PDY’nin özel okullarının bağlı olduğu Özel Öğretim Kurumları Derneği’nin (ÖZÖĞRET- DER) yönetim kurulu üyesi. Ayrıca Haziran 1999′da kurulan Atlantik Eğitim’in 2007′den beri hissedarları arasında. Gülen’in 2001′de verdiği talimatla askeri okullar ve polis akademisine girecek öğrencilerin belirlenmesinde koordinasyon görevini yürütüyor. KONYA/MEHMET KAYA: Denizli Çivrilli. 53 yaşında. PDY’nin Afyonkarahisar imamıyken Temmuz 2014′te Konya il imamı olarak atandı. “Muhammed” kod adını kullanıyor. 2011 yılının Mart ayına kadar PDY’nin kontrolündeki eğitim kurumlarında çalıştı. Halen kamuda imam-hatip olarak görev yapıyor. KAYSERİ/YAHYA KARADENİZ: Balıkesir Havranlı. 50 yaşında. PDY’nin Kayseri bölge imamı. 2002′de PDY Kahramanmaraş, 2003 yılında ise Adana İl Koordinatörü olarak çalıştı. 2007′de Antalya’ya “Bölge Koordinatörü” olarak atandı. Ekim 2009 itibariyle faaliyetlerini Çanakkale’de sürdürdü. Şu an Kayseri Melikgazi İbrahim Tennuri Ortaokulu’nda teknoloji ve tasarım öğretmeni olarak çalışıyor. 2014 yılından bu yana Kayseri Bölge Sorumlusu olarak görev yapıyor. Kayseri ve civarındaki 17 kentten de sorumlu. KAYSERi/SITKI BAŞ: Denizli Çivrilli. 43 yaşında. PDY’nin Kayseri il imamı. PDY kontrolündeki Başkent Eğitim bünyesinde faaliyet gösteren Özel Yüksel Sarıkaya İlköğretim Okulu’nda 2003 yılı itibariyle kurucu temsilci olarak görev yaptı. Kasım 2014′ten beri Battalgazi Özel Eğitim Kurumu’nda çalışıyor. Kayseri Melikgazi’de oturuyor. ESKiŞEHiR/MEHMET MELEŞ: İzmir doğumlu. 40 yaşında. PDY’nin İstanbul’daki üst düzey yöneticilerince, 2006 yılının yaz aylarında Türkiye geneline gönderilen talimata istinaden “Ahmet” kod adını kullanmaya başladı. PDY bünyesinde Ekim 2006′da Sivas il imamı olarak atandı. Mart 2010′da Niğde il imamı, Ağustos 2013′de ise Eskişehir il imamı olarak görevlendirildi. SİVAS/MUSA KAYA: Sakarya Hendekli. 43 yaşında. Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’nden 1996′da mezun oldu. 2008- 2013 yılları arasında Kırşehir’de PDY’nin kontrolündeki Dünya Eğitim Hizmetleri’nde çalıştı. Sivas’a il imamı olarak gönderildi. Şubat 2014′te Detay Serbest Muhasebecilik bünyesinde çalıştı. KIRIKKALE/MEHMET MERD: 2013′e kadar PDY bünyesinde Konya’da faaliyet gösterdi. Haziran 2013′te Kırıkkale il imamı olarak atandı. Kasım 2014′ten beri Kale Feza Eğitim’de çalışıyor. Kırıkkale’de yaşıyor. AKSARAY/YUSUF ÇAKIR: Adıyaman Besnili. 37 yaşında. Besni Lisesi ve Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu. 2004′de PDY kontrolündeki Adana Özel Özgören Lisesi’nde Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenliği yaptı. Temmuz 2013′te Aksaray il imamı olarak atandı. Kasım 2014′ten beri Akçağ Eğitim’de çalışıyor. KARAMAN/MUSA ANGIL: 39 yaşında. 2012- 2013 yıllarında PDY kontrolündeki Aksaray Sema Koleji’nde Din Kültürü öğretmeni olarak çalıştı. Aksaray il imamlığı yaptı. Ağustos 2013′te Karaman il imamı olarak tayin edildi. Aralık 2014′ten bu yana Özel Karaman Sabah Eğitim Hizmetleri’nde çalışıyor. KIRŞEHİR/MUSA ARSLAN: İstanbul’da doğdu. 35 yaşında. 2013 Mart’ına kadar PDY bünyesinde Ankara’da çalıştı. Sonra Kırşehir il imamı olarak atandı. Kırşehir’e yerleşip PDY kontrolündeki Dünya Eğitim’de çalışmaya başladı. NiĞDE/MUSTAFA GÜMÜŞ: 34 yaşında. Niğde’de PDY kontrolündeki Özel Sungurbey Eğitim Kurumları’nda çalışıyor. Niğde il imamlığından önce Kahramanmaraş bölge imamlığı yaptı. Kahramanmaraş Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekiplerince 26 Aralık 2001 tarihinde düzenlenen bir operasyonda adı geçti. Gece saat 23.00 sıralarında, durumu şüpheli otomobil içindeki aramada, üzerinde “Fitre ve Zekat” yazılı zarflar ve vakfa ait makbuzlarla yakalanan Paralel Devlet Yapılanması kontrolündeki Necip Fazıl Kısakürek Vakfı görevlileri arasında yer aldı. YOZGAT DAVUT SAĞIR: Kahramanmaraş Göksunlu. 40 yaşında. Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu. Merzifon Sanayici ve İşadamları Derneği üyesi. Amasya Merzifon’da Ahi Koleji ve Özel Eğitim Kurumları Genel Müdürü iken Nisan 2013′te Yozgat il imamı Mahir Şahin’in Ankara’da görevlendirilmesi üzerine onun yerine atandı. Yozgat Özel Zirve Eğitim Kurumları Genel Koordinatörlüğü görevine getirildi. Yozgat’ta yaşıyor. ÇANKIRI ABDULLAH ÖZDEMİR: Erzurumlu. 36 yaşında. Ağustos 2013′e kadar PDY’nin kontrolünde Samsun’da faaliyet gösterdi. Eylül 2013′te Çankırı il imamı olarak atandı. Aralık 2014′ten bu yana da Azim Eğitim’de çalışıyor. Çankırı’da oturuyor.
31.01.2015 11:01
Sürmeneli iş kadını Cansen Başaran-Symes, TÜSİAD başkanlığına seçildi
Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD), 45. seçimli Genel Kurul Toplantısını bugün gerçekleştirildi. Türkiye’de kamu dışında yaratılan katma değerin yaklaşık yarısını üreten ve enerji ithalatı göz ardı edildiğinde, üye kuruluşları toplam dış ticaretin %80’ini gerçekleştirerek, kamu gelirlerinin en önemli unsuru olan vergi gelirlerinin, özellikle kurumlar vergisinin önemli bir bölümünü karşılayan TÜSİAD’ın Başkanlığına Trabzon Sürmeneli Cansen Başaran Symes seçildi. Cansen Başaran-Symes’ın yönetim kurulu şu isimler yer alıyor; -İsmail Hasan Akçakayalıoğlu (BankPozitif Yönetim Kurulu Başkanı) -Metin Akman (Trouw Nutrition Türkiye Genel Müdürü) -Bahadır Balkır (Balorman Yönetim Kurulu Başkanı) -Memduh boydak (Boydak Holding CEO'su ve Yönetim Kurulu Üyesi) -Esin Güral Argat (Gürallar Yönetim Kurulu Başkanvekili) -Simone Kaslowski (Organik Kimya Genel Müdürü) -Ali Yıldırım Koç (Koç Holding Yönetim Kurulu Üyesi) -Murat Özyeğin (Fiba Holding Yönetim Kurulu Üyesi) -Mehmet Nurettin Pekarun (Sabancı Holding-Kordsa Global Yönetim Kurulu Üyesi) -Agah Mehmet Tara (Enka İnşaat Genel Müdürü) -Sedat Şükrü Ünlütürk (Sun Holding Yönetim Kurulu Başkanı) Cansen Başaran -Symes Kimdir? Trabzon'da dünyaya gelen Cansen Başaran-Symes, İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden mezun oldu. Symes, evli ve bir çocuk annesidir. 2013 yılının Nisan ayına kadar PwC Kopenhag, Londra ve İstanbul ofislerinde çeşitli kademelerde görev üstlenen Cansen Başaran-Symes, PwC Orta ve Doğu Avrupa Bölgesi ve PwC Eurofirm Yönetim Kurulu üyeliği yaptı. Mart 2014 tarihi itibariyle Allianz sigorta A.Ş. ve Allianz Hayat ve Emeklilik A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanlığı görevine atandı. Cansen Başaran-Symes, World Economic Forum (Dünya Ekonomi Forumu) tarafından 2000 yılında “Global Leaders for Tomorrow” (Geleceğin Global Liderleri) unvanını aldı. 2000 yılında Dünya Gazetesi tarafından “Yılın En Başarılı İş Kadını” ödülüne ve 2006 yılında Uluslararası Lions Kulüpleri Birliği'nin "8 Mart Dünya Kadınlar Günü" etkinlikleri kapsamında çağdaş Türkiye'nin başarılı Türk kadınlarından biri olarak üstün hizmet ödülüne layık görüldü.
23.01.2015 10:59
Aselsan'ın mühendisi evinde ölü bulundu
Ankara'da ASELSAN' da görevli mühendis evinde ölü bulundu. Erdem Uğur'un yatağında üzerinde battaniye örtülü, ağzına dayanmış büyük tüp hortumuyla bulunduğu öğrenildi.İki gündür işe gitmediği için arkadaşları 28 yaşındaki Erdem Uğur'un Çankaya Cebeci mahallesi Akat sokak 4/2 adresindeki evine geldi. Kapının açılmaması üzerine Uğur'un arkadaşları polis ekiplerine haber verdi. Olay yerine gelen polis ekipleri, çilingir yardımıyla girdiği evde Uğur'un cesedi ile karşılaştı. Erdem Uğur'un yatağında üzerinde battaniye örtülü, ağzına dayanmış büyük tüp hortumuyla bulunduğu öğrenildi. ASELSAN'DAN BAŞSAĞLI MESAJI ASELSAN, mühendis Erdem Uğur'un ölümü ile ilgili başsağlı mesajı yayımladı. Mesajda, "Değerli çalışanımız Erdem Uğur 15.01.2015 tarihinde evinde ölü bulunmuştur. 12.02.2014 tarihinden beri ASELSAN'da Ölçüm ve Kalibrasyon Mühendisi olarak görev yapan değerli çalışanımızın vefatını büyük bir üzüntü ile öğrenmiş bulunuyoruz. Erdem Uğur'u rahmetle anıyor, ailesinin kederini ASELSAN Ailesi olarak bizler de paylaşıyoruz" denildi ÖLÜMÜ ŞÜPHELİ BULUNAN DİĞER ASELSAN MÜHENDİSLERİ Hüseyin Başbilen 7 Ağustos 2006’da aracında boğazı ve bileği kesilmiş halde bulunmuş, 17 Ocak 2007’de ise yine Aselsan’da görevli mühendis Halim Ünal’ın kafasına isabet eden tek kurşunla öldüğü haberi gazetelere yansımıştı. 9 gün sonra da bir başka Aselsan çalışanı Mühendis Evrim Yançeken oturduğu binanın altıncı katından düşerek hayatını kaybetmişti. ODTÜ mezunu üç mühendisin önemli askeri projeler üzerinde çalıştıkları ve bu nedenle öldürüldükleri iddia edilmişti. Yaklaşık 10 ay sonra 9 Ekim 2007’de de yazılım mühendisi Burhanettin Volkan, askerliğini yaparken nöbetçi silahı ile intihar etti. Askere gitmeden önce psikolojik tedavi görmeye başlayan Volkan, vatani görevini yaparken evlenmiş ve dünyaevine gireli henüz 40 gün olmuştu. 26 Ocak 2013'te ASELSAN Akyurt Tesisleri’nde mikroelektronik güdüm ve elektro-optik grubu projelerde çalışan Hakan Öksüz trafik kazasında yaşamını yitirdi. Öksüz'ün kullandığı aracın kontrolden çıkarak şehir merkezi sapağında bariyerlere çarptığı ve daha sonra takla attığı ortaya çıkmıştı. Kazanın ardından olay yerinde Hakan Öksüz’ün kimliğinin, cüzdanının, hatta cep telefonunun dahi bulunmaması akıllarda soru işaretleri bırakmıştı.
15.01.2015 23:33
Papa: Anneme küfredersen yumruğu bekle
Charlie Hebdo katliamının ardından PapaFrancis'den de bir yorum geldi. Papa "Düşünceyi ifade etmenin de sınırları vardır" dedi, şöyle örneklendirdi: Eğer arkadaşım Gasparri anneme küfrederse bir yumruk yemeyi bekleyebilir. Bu çok normaldir. İnsanların inançlarıyla dalga geçemezsiniz. Filipinler'e yapacağı ziyaret için uçakta gazetecilere açıklama yapan Papa Francis Charlie Hebdo katliamıyla ilgili konuştu. Düşünceyi ifade etmenin bazı sınırları vardır. Özellikle bir insanın inancına hakaret edilmesi ya da alay edilmesi durumunda” diyen Papa, düşünceyi ifade özgürlüğünü temel bir insan hakkı olduğunu ancak herkesin düşüncesini ifade ederken kamu yararını gözetmesi gerektiğini söyledi. Papa duruma ilişkin ziyaretlerinde kendisine eşlik eden Alberto Gasparri üzerinden bir örnek verdi ve “Eğer iyi arkadaşım Dr. Gasparri anneme küfrederse bir yumruk yemeyi bekleyebilir. Bu çok normaldir. Kimseyi provoke edemezsiniz. Kimsenin inançlarına hakaret edemezsiniz. Kimsenin inançlarını dalga konusu yapamazsınız.” dedi.
15.01.2015 23:00
20 yılın en çetin kışı başlıyor
ürkiye genelinde geçtiğimiz hafta yaşanan kar yağışının ardından havaların düzelmesi sizi aldatmasın. 23 Ocak'tan itibaren son 20 yılın en çetin kışı başlıyor. Belli bölgelerde 3 metre kar dahi bekleniyor. azartesinden itibaren Sibirya üzerinden gelen soğuk hava kütlesi birçok ilde hayatı durma noktasına getirdi. İzmir ve Hatay gibi karla isimleri çok sık yan yana telaffuz edilmeyen iller dahi kışın başında hem karı tattı hem de soğuğu iliklerine kadar hissetti. Başta İstanbul olmak üzere 50’ye yakın ilde ise okullar tatil edildi. İstanbul -10’ları görürken Doğu illeri ise eksi 35’lere kadar düşen hava sıcakları ile dondu. Türkiye bu kışın geniş kapsamlı ilk karla imtihanını bu şekilde atlatırken akıllara ise aylar öncesinden Meteoroloji Mühendisleri Odası 2. Başkanı Ahmet Köse’nin sözleri geldi. Geçtiğimiz Kasım ayında İstanbul için asıl kışın 20 Ocak sonrasında geleceğini öngören Köse hala bu iddiasını sürdürüyor. Köse’ye göre son 20 yılın en çetin kışı bu yıl yaşanacak. 23 Ocak'tan sonra Türkiye'ye yeni soğuk hava ve kar yağışı geleceğini de söyleyen Köse, ay sonu itibariyle esas kar yağışlarının görülmeye başlanacağını söyledi. 23 YIL ARADAN SONRA İLK Haber 7'de yer alan habere göre; İstanbul başta olmak üzere birçok ilde beklenmedik şekilde hortumlar çıktığına ve Karadeniz'de de deniz sıcaklığının 28 dereceye kadar çıktığına ve bu sıcaklığın ise beklentilerin çok üzerinde olduğuna dikkat çeken Köse, bu yıl enteresan durumların yaşandığını belirterek şöyle konuştu; ‘’23 yıl aradan sonra ilk kez bu yılbaşı akşamını da etkileyen bir kar yağışı gerçekleşti. İzmir yolu kardan kapadı. Bir çok il uzun yıllar sonra ilk kez karla tekrardan tanıştı. Uludağ’da daha şimdiden 3 metreyi aşan kar birikti. Bizi etkileyen bu akım Mısır’a kadar inerek bölgeye de 6 ayıl aradan sonra kar yağışı bıraktı.’’ BARAJLAR ŞİMDİDEN DOLDU Şu anda İstanbul’daki çoğu barajın tamamen dolmuş olduğuna da dikkat çeken Köse, ‘’ Mesela bizim mevsim normallerinde yağışlarımız olsaydı barajlarımız dolmayacaktı. Ancak baktığımızda daha kışın başında olmamıza rağmen barajlarımız dolmuş durumda. Düşünün geçtiğimiz yıl ilkbahara girdiğimizde barajların doluluk oranları ile ilgili tartışmalar yaşanıyordu.’’ dedi. OCAK KAPIDAN BAKTIRDI KAZMA KÜREK YAKTIRDI Lapa lapa kar yağışlarının normalde Mart ayında gerçekleşmesinin beklendiğini, ancak bu yıl Ocak ayında bu yağışların görünmeye başlandığını da söyleyen Köse, ‘’Deyim yerindeyse Mart kapıdan baktırmadı bu defa Ocak kapıdan baktırdı kazma kürek yaktırdı.‘’ dedi. ASIL KIŞ YENİ BAŞLADI! Şuana kadar elde edilen verilerin ışığında Kasım ayında dile getirdiği ''Asıl kışın 20 Ocak sonrası başlayacağı'' yönündeki öngörüsünün geçerliliğini koruduğunu da söyleyen Köse, İstanbul ve Türkiye için asıl kışın daha yeni başladığını ve Mart ayının sonuna kadar süreceğini belirtti. 23’ÜNDEN SONRA KAR GERİ GELİYOR Son günlerde görülen ılık havanın kimseyi aldatmaması gerektiğini de vurgulayan Köse,Ocak'ın 23’ünden sonra başta İstanbul olmak üzere yurdun tamamını etkileyecek olan soğuk bir havanın kapıda olduğunu ve kar yağışlarının yeniden başlayacağını aktardı. 50 GÜNLÜK ESAS KIŞA HAZIR OLUN Kışın ilk yarısının 30 Ocak itibari ile biteceğini ve esas kar yağışlarının Şubat başı ile görülmeye başlanacağını buna ise sezon başı ''Hamsin'' denildiğini aktaran Köse, ‘’Şu an biz eski atalarımızın tabirine göre zemheriyi yaşıyoruz. Yani kışın ilk yarısını ,ilk kırk günlük süreci yaşıyoruz. Ondan sonrasında elli gün sürecek kışın esas yarısını göreceğiz.’’ dedi. KAR KALINLIĞI 3 METREYİ BULACAK Doğu Anadolu bölgesinin geçen sene ile kıyaslanmayacak şekilde bu yıl bol yağış aldığını söyleyen Köse, Bitlis’te daha şimdiden 1 metre karın olduğunu ancak bölgede de kışın daha yeni başladığını ve önümüzdeki haftalarda Bitlis'te kar kalınlığının 3 metreye dayanacağını tahmin ettiklerini söyledi. SON 20 YILIN EN ÇETİN KIŞI YAŞANACAK Yurt genelinde beklenen soğuk hava ve yağışların belli periyotlar halinde Mart sonuna kadar yayılacağını dile getiren Köse, diğer yıllara göre bir kıyaslama yapılması halinde ise bu yılın son 20 yılın en çetin kışının yaşanacağına dikkat çekti.
15.01.2015 22:45
Dergi saldırısını araştıran komiser intihar etti
Paris’te Charlie Hebdo dergisine yapılan terör saldırısını araştırmakla görevlendirilen başkomiser intihar etti. 45 yaşındaki Başkomiser Helric Fredou'nun 12 kişinin öldürüldüğü Charlie Hebdo saldırılarını araştırmakla görevlendirilmesinin ardından intihar etmesi, kafa karışıklığına neden oldu. Paris’te Charlie Hebdo dergisine yapılan terör saldırısını araştırmakla görevlendirilen başkomiser intihar etti. Charlie Hebdo dergisine yapılan terör saldırısının ardından on binlerce polisin görev aldığı operasyonları yönlendirenlerden 45 yaşındaki Başkomiser Helric Fredou’in intihar ettiği açıklamaları soru işaretleri oluşturdu. Geçtiğimiz günlerde Fransa'nın başkenti Paris'te Charlie Hebdo isimli mizah dergisine düzenlenen saldırıyı araştırmakla görevlenen 45 yaşındaki Başkomiser Helric Fredou intihar etti. Fransız Polis Sendikası, Helric Fredou’in intiharını depresyon olarak açıklarken, arkadaşları ise Limoges Kriminal Soruşturma Bölümü Müdür Yardımcılığı görevini yapan Fredou’in intihar edecek kadar sorunu olmadığını, ölümünün şüpheli olduğunu belirttiler.
15.01.2015 17:03
Sayfa
‹
1
…
5
6
7
8
9
…
16
›
Hakkında
Haberin doğru ve güvenilir adresi
@ kullanıcısından Tweetler
×
Modal header
One fine body…
×
Üye Girişi
Facebook ile Giriş Yap
Giriş Yap
Üye Ol
Şifremi unuttum
×
Kayıt Ol
Gönder
Anasayfa
Güncel
Quizler
Viral
Üye Ol
Üye Girişi